confessions

benden yazar olmaz

Kurucu  · 17 Temmuz 2013 Çarşamba

  1. toplam anlam 24998
  2. takipçi 2
  3. puan 27535

poltergeist

benden yazar olmaz
bedeninden çıktıktan sonra yaşadığı dünyayı terk etmeyen, yaşadığı civarda haltlar karıştıran, misal evlerdeki eşyaların yerlerini değiştirerek yaşadığımız boyuta birtakım mesajlar ileten ruhlar. tanım olarak viktoria dönemine aittir.

dünyanın en uzun isimli adası

benden yazar olmaz
(gbkz: yeni zelanda)`da bulunan, `cennetin yüce kocası tane`in, sevgilisinin yanına çıkmak için flütüyle hüzünlü bir şarkı çaldığı tepe` anlamına gelen ve 57 harften oluşan dünyanın en uzun harf sayısına sahip yer adı.

(bkz: taumatawhakatangihangakoauauotamateapokaiwhenuakitanatahu)

4 yıllık fakülte mezunu olmak

benden yazar olmaz
bakkaldan ekmek almak kadar kolay olmasa da türkiye`de canı isteyenin ulaşabileceği mertebedir. o da bir şey mi? açıköğretim bitirip üzerine özel üniversitede parasıyla hocaları ayarlayıp yüksek lisans - doktora patlatan, ancak anlatmaya gelince bir halttan anlamayan tiplere denk geldi bu gözler. işte böyle deyince de seçkinci, elitist oluyorsun, öyle zannediliyorsun. iyi o zaman, ben yarın doktor olacağım ve çocuğunu ameliyat edeceğim, ne de olsa her ünvan parasıyla değil mi canım memlekette? liyakat mı, o da ne lan?

iki kitap okuyup doktrin inşaa etmek

benden yazar olmaz
dünyayı tam anlamıyla kavrayamamaktır. bu eylemi gerçekleştiren insanlar hangi çağda yaşadıklarını bilmeyen, ne kadar ağır bir kültürel bombardımanın ve milyonlarca zihin uyarıcısının altında ezildiklerini tam anlamıyla göremeyen, insanların birbirileriyle zihinsel anlamda buluşabilecek ortak zeminlerin ne kadar azaldığını idrak edemeyen, kendi mükemmeliyetlerinden ya da kutsal misyonlarının dışında başka her şeyi kusurlu gördüklerinden sağı solu ıslah etme hakkını kendilerinde gören, başları feci halde dönen, üzerine başlarının döndüğünü de gören ve başlarının dönmesinin hıncını sağdan soldan çıkarmaya çalışan seçkin insanlarımızdır... 6 kişi başına yılda sadece 1 kitap okunan, kültürel anlamda hepimizin sadece yeteri kadarını(?!) yapmayı yeterli gördüğü, hatta onu da tam anlamıyla yapamayıp yüzüne gözüne bulaştırdığı, özetle bazı kişilerin cahil, bazı kişilerin aydın, hatta ıslah edici olmalarının kaçınılmaz olduğu bu ülkem seçkin insanlarından bazıları, içlerinden çıktıklarını dahi unuttukları halklarına bir şeyler götürmeyi bile `halka indik` tadında anlatırlar. o halk sana bir biner var ya... bunlar son derece normaldir çünkü bu ülkede antik yunan okuyup arkhe hakkında kafa patlatmadan, platon`un mağaralarında zifiri karanlık ile boğuşmadan, rönesans patlamasına göz atmadan, gotik, barok, aydınlanma, kant, hegel, romantizm, saçma nedir ne değildir bilmeden anadan doğma kafadan marksist olup 22 yaşında 2 cop yiyip eski solcu, eski şucu bucu olduktan sonra(hiç olmazsa eskiden ben eski bilmem neciyim demenin yaşı 40`tı ulan bu ülkede!) köşeye çekilip nietzsche`ye, anarşizme, nihilizme, budizme(bunlar kötüdür demiyorum ama böyle bir insan yığını da vardır gözler önünde bu ülkede...) methiyeler düzerek ahkam kesen bir yığın biz vardır...

bir şeyi nasıl görmek isterseniz öyle görürsünüz

benden yazar olmaz
her şeyin hem iyi hem de kötü taraflarının olmasının kaçınılmaz olduğu evrende kişinin istediği şeye istediği ucundan bakıp onu öyle kavrayabileceğini anlatan önerme. gerçekten de, bir insanı kötü bilmek isterseniz onun mutlaka kötü bir özelliğini bulursunuz, çünkü vardır...; yine bir insanı iyi bilmek isterseniz onun iyi bir özelliğini de kolayca bulabilirsiniz, çünkü vardır ve dolayısı ile, bir şeyi nasıl görmek isterseniz onu öyle görürsünüz.

bir de şu var: peki ya, görmek istemediğimiz halde gördüklerimiz?

öküz altında buzağı aramak

benden yazar olmaz
milletçe birbirimizi birbirimize karşı ne kadar da paranoyaklaştırdığımızın en güzel delillerinden biridir. buzağı öküzün altına girebiliyormuş ki öküzün altında buzağı aranabiliyormuşundan olmayan buzağıyı, kimi zaman da, aslında hiç olmayan öküzün altında arayan kişilere kadar;
(bkz: bir başkadır benim memleketim)
973 /