yemek yapan erkek

benden yazar olmaz
istisnaları olsa da 'yapan'dan ziyade 'yapmaya çalışan' erkektir.

efendim, bildiğiniz üzere biz erkek milleti dağınık bir milletizdir ve bu dağınıklığımızı da giriştiğimiz her işe bulaştırırız. diğerlerini bilmiyorum ama ben mutfağa bir bardak su içmeye girdiğimde bile mutfak savaş alanına dönüyor. bundan dolayı mutfakta yürürken bile parmaklarımın ucunda adım atarım. aksi takdirde annem sopayla kovalar beni. zaten annem babama kızıp anneannemlere göç ettiğinde param varsa yemeği dışarıdan söylerdim. yoksa açlıktan ölsem bile buzdolabının kapısını aralamam. siz "öğrenilmiş güçsüzlük" nedir bilir misiniz? açlıktan ölürüm o buzdolabının kapağını açmam yani diyorum. feminist arkadaşlar da boşuna zıplamasın oradan. siz erkekler tarafından ne kadar ezildiyseniz biz de kadınlar tarafından bu kadar ezildik işte. hadi gelin madem şurada anlaşalım: biz sizi çok ezdik ve sizi mutfaktan çıkarmadığımız için siz olmayınca bizim hayatımız felç oluyor. tamam, sosyolojik açıklama yapmaya da gerek yok. zira annem üst kattaki komşuya çay börek yemeye gitti ve ben babamla aç aç oturuyorum. çok isteyen varsa bana gelip yemek yapabilir yoksa laga luga yapmanın anlamı yok. adresi veriyorum: selim paşa cad...