seçimle iş başına gelen yetkilileri görevden almak

hacarap
an itibari Diyarbakır, mardin ve Van'da gerçekleşen durumdur.

haberlere göre içişleri bakanlığı ilgili belediye başkanlarını pkk/kck ile ilişkisi ya da desteği olduğu gerekçesi ile görevden almış. hatta belediyelerden birinde gelen valinin ilk işi makama rte'nin fotoğrafını astırmış. geçmiş dönemde kayyumları yaşayan bölge halkı benzer durumla yine karşılaşmıştır.

şimdi merak edilen İstanbul ve ankara için de benzer şeyler yapılacak mı? buradaki belediye başkanlarının kimlerle ilişkileri olduğu söylenecek. göreceğiz.

hubyar sultan dergahı

hacarap
Almus barajının etrafını dolanarak ve dağları yararak ulaşılan gündüz yanan, gece donan bir köyde kurulmuş olan türbe / ziyaret yeridir.

geçtiğimiz hafta (kurban bayramı) ziyaret etme fırsatını bulduğum yer. müthiş kalabalık bir yer. arabalar dahi neredeyse üst üste binmiş şekilde duruyor. ben geceden gittim. arabayı park edip bizi karşılayan teyzenin (dediklerine göre türbenin görevlilerinden biriymiş) gösterdiği yerde konakladım. teyze sıcak kanlı, ilgili ama oğlu için aynı şeyi söyleyemem. çok soğuk ve itici duruyor. sobamız yakıldı. diğer konakladığım yerlere göre hiç temiz bir yer değil ama sonuçta misafir perverlik güzel.

sabah erkenden (saat 05,30 civarı) kalkıp gün ışığında köyü gezdim. türbe pek bakımlı değil. yani çoğu yerdeki şaşaalı ziyaret yerlerinin yanında çok virane görünüyor. türbenin içinde de kurban kesim yerleri var. benim kaldığım yer ile türbe arasında bir ev var. kaldığım yerin arkasındaki küçük bir arsada da kurbanlar kesiliyor. ve burasının pek de temiz olduğu söylenemez.

bakkaldan bir nescafe alayım dedim. bakkal dualarla açtı kapıyı, üzerinde 75 kuruş yazan kahveyi 2 tl ye sattı.

aklınıza kim gelirse "dede" olmuş bu köyde. bakkal dede, kurbancı dede vb. yani herkes bu sıfatı kullanma derdinde.

saat 9-10 civarında türbenin önüne jandarma geldi. işte bu gördüğüm görebileceğim en absürd, en saçma şeydi. temizlik, bakımsızlık bir yere kadar ama bir türbenin önünde hele hele alevi dergahının kapısında jandarmanın beklemesi hem hubyar Sultan'a hem de oraya ziyarete gelenlere yapılmış çok büyük bir haksızlık hatta çok büyük bir hakarettir. oralarda yetkili biriymiş gibi duran birine "bu jandarma da nedir?" diye sordum. "güvenlik için" dedi. Sivas Banaz'da pirsultanı, Tokat'ta Çeltek'i ve Kaygusuz abdalı ve daha bir sürü ziyaret yerini görmüş biri olarak hubyarın kapısında jandarma görmek beni çok üzdü.

köyde bu durum olurken bazılarının grup grup köyün çıkışına doğru gittiğini görüp peşlerine takıldım. küçük bir turun ardından köyün arka tarafında sersem çeşmesi diye bir yere vardım. orada da kurban kesme alanları oluşturulmuş. ama etraf yine pislik. ama bu pislik ziyaretçilerin pisliği yedikleri çikolataların kapları dahi ortalıkta.

tekrar türbenin oraya döndüğümde jandarmanın bir genç için "alın bunu alın alın alın" dediğini duydum. aldılar, araca bindirip bir süre sonra bıraktılar. anladım ki maksat korku vermek. kime ne diye korku veriyorlar bilmiyorum ama bu jandarma olayı bana çok dokundu. sonra birisi köyde ayrılık var, türbenin etrafındakilerle diğerleri egemenlik mücadelesinde o nedenle türbeye yakın olanlar muhtarı da kullanarak bu önlemi almışlar. iyi ama böyle saçmalık mı olur. kim kimden korkuyor, kim kime karşı tepkili?

uzatmayayım. oraya gidecek olanlar (mevsim farketmeksizin) geceleri çok soğuk olduğunu unutmasın yanlarına mutlaka mont alsınlar. arabada kalacaklar bir de battaniye alsın.

unutmadan yol üzerindeki hesleri de gördüm. doğanın nasıl katledildiğini de.

tatilden dönüp işe gidilen ilk gün

hacarap
iğrenç ve uzun ve sıkıcı bir kara yolu yolculuğunun ardından gelmişse hiç de güzel olmayan gündür.

İstanbul'da bir kişinin hayatını kaybettiği sel felaketine neden olan yağmurun uzantısını bolu, sakarya, düzce ve Kocaeli de trafikte yaşayan birisi olarak yazıyorum bunları. 7,5 saatlik yol 14 saatte bitti. navigasyon acayip yerlere soktu. yağmur ve fırtına ve sis içinde acayip bir deneyim yaşadım. çok yoruldum sözlük.