confessions

benden yazar olmaz

Kurucu  · 17 Temmuz 2013 Çarşamba

  1. toplam anlam 25445
  2. takipçi 2
  3. puan 28588

andromeda

benden yazar olmaz
ismini, mitolojideki etyopya prensesinden alan, dünyaya 400 ışık yılı uzaklıkda bulunan yıldız kümesi. ayrıca ufo olgusu ile ilgili konularda, belkide adının en çok telefuz edildiği takım yıldız.

fanzin

benden yazar olmaz
popüler kültürün kullandığı dili ve metaforları reddeden, bunun yerine kendi yarattığı dili ve üslubu kullanan, derginin küçüğü olarak bilinmesine rağmen -ne küçüğüyle ne de büyüğüyle- dergi ile uzaktan yakından alakası olmayan, nickname kullanımıyla yazar kimliği belirtilmeyen, promosyon dağıtmayan, tiraj kaygısı taşımayan kuralsız ve muhalif yazım/çizim eserlerinin oluşturduğu bütün; ki bütün bile değil...

öğrenci evinde yaşamanın yan etkileri

benden yazar olmaz
anne baba evine dönüldüğünde fark edilen yan etkilerdir.

gün 1: çorbaya bir dolu ekmek ile girişilir. o an anne müdahele eder...
- oğlum o kadar ekmekle içme şu çorbayı, bak daha bir sürü yemek var.
ama gencimiz gururludur.
-olsun, ben böyle seviyorum anne...

gün 2: bir de bakılır ki, baba pazardan alışverişini yapmış 2 çanta taşımanın bıdı bıdısını etmeden mutlu mutlu eve dönüyor. yahu, hadi o bir kenara, anne de mutlu mutlu ev temizlemek ile meşgul. tuvalet, mutfak, banyo pırıl pırıl. acep anormallik bizde mi?

gün 3: ambele olmuş bir ruh haliyle hava almak için dışarı çıkılır. eski bir arkadaş çevirir.
- insan bir haber verir memlekete geldiğini?
gencimiz melankolidir, ama nereye kaçsa bir başka yüzüyle yüzleşir. melankoli melankoli üstüne...
- haklısın abi, biraz canım sıkkındı. tabi ki arayacaktım. aramaz olur muyum hiç?
- neyse abi, gel diğerlerini bulalım. bak erhan, irfan, tolga... hepsi seni merak ediyorlar...
- tabi gidelim abi...
bir kahvehanede oturulur, okey döner, çaylar gelir gider ve kalkarken...
- abi ne yapıyorsun?
- abi üç çay içtim onun parasını çıkarıyorum.
-oğlum bu üniversite de amma boktan bir yermiş, iyice mal etmişler seni. sabahtan beri tek kelime laf da etmedin zaten! koy paranı cebine yoksa s.kerim senin 7 ceddini!
- haklısınız abi, haklısınız...

gün 4: genç iyice daralmıştır... soluğu anneanne babaanne gibi nur yüzlü büyüklerin yanında alıp bir arınma istemektedir.

- evladım, acıktın mı?
- yok anneanne yedim de geldim.
- olmaz öyle, sen genç adamsın, mutlaka yemen lazım.
- anneanne sen zahmet etme bari ben yapsaydım!
- olur mu öyle şey, erkek adam bulaşır mı bu işlere?
-?

gün 5, gün 6, gün 7 ve bayram tatilinin son günü...

gencimiz paranoyak gözlerle evin salonuna zamklanmış asosyal bir duruma gelir. bitsindir, bir an önce bu tatil bitsindir... arada su katan şeyler de vardır. zil çalar...

- aaa, tıpkı babası ayol... bu küçükken de böyleydi...
- sağolun, sağolun...
- anne, hani şu dedeme götüreceğim paketler vardı ya.
- ne paketi oğlum?
- anne sen biliyorsun hangi paketlerin olduğunu, bi saniye gelsene ya...

üniversiteye dönünce...

- lan olm, biz çok şerefsiz insanlar olmuşuz.
- haklısın abi, bu okul bozuyor bizi.
- ya selim?
- efendim dostum?
- bana 50 kadar borç versene
- ne demek kurban olsun sana abi.

10 gün kadar sonra...

- abi hani getirecektin bu parayı, bak 1 ay oldu ben sana o parayı vereli, benim de bir dünya ihtiyacım var şimdi.
- ya ne 1 ayı, taş çatlasa 5 gün olmuştur. tamam ulan getirecem paranı bıdı bıdı etme...

balkondan aşağı soğan atmak

benden yazar olmaz
yurdum insanının evin etrafında gezinmekte olan insanı uzaklaştırmak için geliştirdiği en etkili ve en pratik çözümlerden biridir.

şöyle ki, taş atmaya kalksan, kafasına gelecek, adam ölecek, değilse bir tarafı sakat kalacak, hem sonra kasten adam öldürmeye teşebbüsten uğraş dur mahkeme kapılarında. muhtemelen, bunun cezası da büyük olacak. öte yandan, herifçioğlu öyle bir dadanmış ki eve hem de nasıl dadanmış.

eee, ne yapalım?

pazardan file file soğan alıp balkona zulalayalım. hem ucuz, hem etkili, hem de öldürmüyor... arta kalanı hatun mutfakta kullanır, yine artarsa tarlaya ekeriz olur biter. hem, memlekette tüm mukaddesatıyla işleyen delikanlılık diye bir müessese var. adam karakola gidip şikayet edemez ki `komiserim bunlar bana soğan atıyor.` diye; racona ters.
992 /