confessions

hacarap

Yönetici  · 25 Ekim 2018 Perşembe

  1. toplam anlam 379
  2. takipçi 1
  3. puan 701

hubyar sultan dergahı

hacarap
Almus barajının etrafını dolanarak ve dağları yararak ulaşılan gündüz yanan, gece donan bir köyde kurulmuş olan türbe / ziyaret yeridir.

geçtiğimiz hafta (kurban bayramı) ziyaret etme fırsatını bulduğum yer. müthiş kalabalık bir yer. arabalar dahi neredeyse üst üste binmiş şekilde duruyor. ben geceden gittim. arabayı park edip bizi karşılayan teyzenin (dediklerine göre türbenin görevlilerinden biriymiş) gösterdiği yerde konakladım. teyze sıcak kanlı, ilgili ama oğlu için aynı şeyi söyleyemem. çok soğuk ve itici duruyor. sobamız yakıldı. diğer konakladığım yerlere göre hiç temiz bir yer değil ama sonuçta misafir perverlik güzel.

sabah erkenden (saat 05,30 civarı) kalkıp gün ışığında köyü gezdim. türbe pek bakımlı değil. yani çoğu yerdeki şaşaalı ziyaret yerlerinin yanında çok virane görünüyor. türbenin içinde de kurban kesim yerleri var. benim kaldığım yer ile türbe arasında bir ev var. kaldığım yerin arkasındaki küçük bir arsada da kurbanlar kesiliyor. ve burasının pek de temiz olduğu söylenemez.

bakkaldan bir nescafe alayım dedim. bakkal dualarla açtı kapıyı, üzerinde 75 kuruş yazan kahveyi 2 tl ye sattı.

aklınıza kim gelirse "dede" olmuş bu köyde. bakkal dede, kurbancı dede vb. yani herkes bu sıfatı kullanma derdinde.

saat 9-10 civarında türbenin önüne jandarma geldi. işte bu gördüğüm görebileceğim en absürd, en saçma şeydi. temizlik, bakımsızlık bir yere kadar ama bir türbenin önünde hele hele alevi dergahının kapısında jandarmanın beklemesi hem hubyar Sultan'a hem de oraya ziyarete gelenlere yapılmış çok büyük bir haksızlık hatta çok büyük bir hakarettir. oralarda yetkili biriymiş gibi duran birine "bu jandarma da nedir?" diye sordum. "güvenlik için" dedi. Sivas Banaz'da pirsultanı, Tokat'ta Çeltek'i ve Kaygusuz abdalı ve daha bir sürü ziyaret yerini görmüş biri olarak hubyarın kapısında jandarma görmek beni çok üzdü.

köyde bu durum olurken bazılarının grup grup köyün çıkışına doğru gittiğini görüp peşlerine takıldım. küçük bir turun ardından köyün arka tarafında sersem çeşmesi diye bir yere vardım. orada da kurban kesme alanları oluşturulmuş. ama etraf yine pislik. ama bu pislik ziyaretçilerin pisliği yedikleri çikolataların kapları dahi ortalıkta.

tekrar türbenin oraya döndüğümde jandarmanın bir genç için "alın bunu alın alın alın" dediğini duydum. aldılar, araca bindirip bir süre sonra bıraktılar. anladım ki maksat korku vermek. kime ne diye korku veriyorlar bilmiyorum ama bu jandarma olayı bana çok dokundu. sonra birisi köyde ayrılık var, türbenin etrafındakilerle diğerleri egemenlik mücadelesinde o nedenle türbeye yakın olanlar muhtarı da kullanarak bu önlemi almışlar. iyi ama böyle saçmalık mı olur. kim kimden korkuyor, kim kime karşı tepkili?

uzatmayayım. oraya gidecek olanlar (mevsim farketmeksizin) geceleri çok soğuk olduğunu unutmasın yanlarına mutlaka mont alsınlar. arabada kalacaklar bir de battaniye alsın.

unutmadan yol üzerindeki hesleri de gördüm. doğanın nasıl katledildiğini de.

seçimle iş başına gelen yetkilileri görevden almak

hacarap
an itibari Diyarbakır, mardin ve Van'da gerçekleşen durumdur.

haberlere göre içişleri bakanlığı ilgili belediye başkanlarını pkk/kck ile ilişkisi ya da desteği olduğu gerekçesi ile görevden almış. hatta belediyelerden birinde gelen valinin ilk işi makama rte'nin fotoğrafını astırmış. geçmiş dönemde kayyumları yaşayan bölge halkı benzer durumla yine karşılaşmıştır.

şimdi merak edilen İstanbul ve ankara için de benzer şeyler yapılacak mı? buradaki belediye başkanlarının kimlerle ilişkileri olduğu söylenecek. göreceğiz.

tatilden dönüp işe gidilen ilk gün

hacarap
iğrenç ve uzun ve sıkıcı bir kara yolu yolculuğunun ardından gelmişse hiç de güzel olmayan gündür.

İstanbul'da bir kişinin hayatını kaybettiği sel felaketine neden olan yağmurun uzantısını bolu, sakarya, düzce ve Kocaeli de trafikte yaşayan birisi olarak yazıyorum bunları. 7,5 saatlik yol 14 saatte bitti. navigasyon acayip yerlere soktu. yağmur ve fırtına ve sis içinde acayip bir deneyim yaşadım. çok yoruldum sözlük.

keşmir

hacarap
Hindistan'ın en kuzeyinde olup özel bir statüye sahip olan eyaletdir.

Hindistan keşmirin kendisine ait olduğunu iddia eder, Pakistan da aynı şeyi söyler. mesele uluslarası alanlara kadar taşınmıştır sonuçta mevcut hali ile ülkesiz ve askersiz olarak özerk bir durumda bulunmasına karar verilmiştir.

ancak geçtiğimiz günlerde Hindistan bölgeye asker sevkiyatı yapacağını duyurmuştur. bu olaya Pakistan da "yiyorsa bizim elimizde armut toplamıyor" tarzında bir cevap vermiştir.

üçüncü dünya savaşının arifesinde olur böyle şeyler dememek lazım zira 3. savaş ilk ikisini mumla aratacak.

üçüncü dünya savaşı

hacarap
Hindistan'ın Keşmir'i işgali üzerine bir de asker yerleştireceğini bildirmesinden sonra iyice yaklaştığı belli olan savaştır. Pakistan da boş durmayacağını açıklamıştır.

Ortadoğu her zamanki gibi. çin ABD'ye, abd Rusya'ya, rusya geri kalana sonra hepsi birbirine kafa tutuyor.

yarın öbürgün Azerbaycan ya da Ermenistan aynı tavrı karabağ üzerinde sergilerse , üstüne bir de golan tepelerine İsrail konarsa (ki galiba o adımları atıyor) başımız baya ağrıyacak gibi.

ekolojik seri katil

hacarap
homo sapiens olarak tanımlanan biz insanlara verilebilecek en güzel isimlerden biridir.

adım attığı her yerde o bölgede binlerce yıl var olmuş olan hayvanları katleden, endemik bitkilerin yok olmasına sebep olan insan için bu sıfattan daha güzeli bulunamazdı bence.

(bkz:diprotodon)
(bkz:mamut)

diprotodon

hacarap
günümüzden yaklaşık 45000 yıl öncesine kadar Avustralya'da varlığını sürdürmüş ancak insanın (homo sapiens'in) avustalya'ya ayak basmasının ardından birkaç binyıl içinde nesli tükenen avustalya yerlisi keseli büyük memeli.

insanla tanışıklığından önce 1,5 milyon yıl kadar varlığını devam ettirebilmiş, buzul çağlar atlatmış, doğal felaketlerin üstesinden gelebilmiş bu hayvan kendisine benzer 23 Avustralya büyük keselisinden 22 tanesi ile aynı kaderi paylaşmıştır.

yani insan Avustralya ya ayak bastığında bilinen 24 büyük keseli hayvan vardı ama bunlardan 23 tanesinin nesli tükendi. bu durumun sebebi ise ekolojik seri katil ünvanını sonuna kadar homo sapiensler yani bizleriz.

bajau kabilesi

hacarap
güneydoğu Asya'da yaşayan ve günlerinin ortalama 8 saatini denizde geçiren kabiledir.

Filipinlerde evleri bile deniz üstünde olan kabiledir.

yaklaşık 1000 yıldır bu şekilde bir hayat sürdüğü düşünülen kabilenin günümüzde evrim sürecinin canlı tanıkları olarak incelenmektedirler. su altında tek nefeste 13 dakika kadar durabilen bu kabile bireylerinin dalakları normal insana göre %50 daha büyükmüş. bu durum kandaki oksijen oranının %9 kadar fazla olmasını sağlıyormuş.

kendilerine deniz çingeneleri de deniliyormuş.

zamlar sayesinde zengin olan fakir

hacarap
bugün yapılan zamların etkisi ile kritik kararlar alan fakirdir.

aldığı bu kararları dikkatli uygularsa kesin zengin olur. kendimden örnek vereyim.

son yapılan yaklaşık %15 lik doğalgaz zammından sonra annemlere taşınmaya karar verdik. 2 ev bir tencere daha ekonomik olacak. benim evi de Suriyeli birine kiraya veririm iyi ek gelir olur. çocuğa da annem bakar. hanım da işe girer ohhhh miss. çok sürmez 3-5 zam sonra 2. evi de alırım ben.

yazın yapılan doğalgaz zammı

hacarap
yaz bitiminden sonra anlaşılacak zamdır.

o zaman geldiğinde açıklama yapılacaktır.
+doğalgaza zam düşünmüyoruz.
-e yaptınız ya zaten
+karıştırma o yaz içindi kış için düşünmüyoruz
-ha tamam o zaman

biz annemlere taşınmaya karar verdik. 2 ev bir tencere daha ekonomik oluyor. benim evi de kiraya veririm ek gelir olur. çocuğa da annem bakar. hanım da işe girer ohhhh işte bu zamlar sayesinde zengin olacağız görün siz.

üçüncü şahsın şiiri

hacarap
attila ilhan'nın gözleri ufka dikmeye, karşıdaki gemilere küfretmeye, itü ile maçka arasındaki yola lanet okumaya sebep olan şiiri.

budur

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım

canan kaftancıoğlu

hacarap
chp'nin ibb seçimlerini kazanmasının ardından eski defterleri karıştırılan ve sonunda işte şunu yapmış diye 7 yıl önceki bir durumu önüne çıkarılan, dava açılan ve hakkında 17 yıl ceza istenen chp İstanbul il başkanı.

ama ne yalan söyleyeyim böyle şeyler olunca insanlar Kaftancıoğlu gibi insanları daha çok merak ediyor, ettikçe daha da seviyor.
0 /