confessions

hacarap

- Moderatör -

  1. toplam entry 1265
  2. takipçi 1
  3. puan 21100

bilmem ne olmanın 10 altın yolu kitapları

hacarap
Bir başkasının kişisel başarı yolunu kendine rehber alabilecek kadar kişisel yol bulmadan yoksun birilerinin ilgiyle okuduğu kitaplardır.
Mevcut dünya sisteminin alternatif fikirlerden doğabilecek alternatif yönelimleri kabul edemeyecek şekilde dizayn edildiğini düşünürsek çok sistemli bir yaklaşımın, tam kapsamlı insan yönetim şeklinin araçlardır diyebilirim.

bagaj hakkı

hacarap
2 yaşındaki çocuk ile 70 yaşındaki teyzeye eşit şekilde davranan haktır.

tamam bu ikisi konusunda eşitlik olabilir ama 20 yaşında genç kızın sadece makyaj malzemeleri 15 kilo tutar, onlar için biraz iyileştirme yapılmalı bence.

t tipi kişilik

hacarap
sırf bilimsel olabilmek için uydurulmuş ifadelerden biridir.

ne yani "ğ tipi insan" böyle dönmeye meyilli, böyle ne biliiim bir hoş inan tipimi demek şimdi.

bırakın efenim bunları. bunların hepsi uydurma.

arap sevici gürcü

hacarap
Bir abd li hristiyanın ışid saflarında savaşması kadar absürd ama bir o kadar gerçek olan kişidir.
Geçtiğimiz günlerde otobüste denk geldim böyle birine. Yanındaki adama anlatıyor Artvin taraflarından ışık ve gürcüymüş, orada akrabaları da varmış. Her fırsatta onlara gidip aralarla çalışmanın kendisini nasıl ihya ettiğini hem maddi hem de manevi anlamda doyurma uğradığını anlatıyordu.
Gülümsetti beni. Tıpkı eski günlerdeki gibi.

diprotodon

hacarap
günümüzden yaklaşık 45000 yıl öncesine kadar Avustralya'da varlığını sürdürmüş ancak insanın (homo sapiens'in) avustalya'ya ayak basmasının ardından birkaç binyıl içinde nesli tükenen avustalya yerlisi keseli büyük memeli.

insanla tanışıklığından önce 1,5 milyon yıl kadar varlığını devam ettirebilmiş, buzul çağlar atlatmış, doğal felaketlerin üstesinden gelebilmiş bu hayvan kendisine benzer 23 Avustralya büyük keselisinden 22 tanesi ile aynı kaderi paylaşmıştır.

yani insan Avustralya ya ayak bastığında bilinen 24 büyük keseli hayvan vardı ama bunlardan 23 tanesinin nesli tükendi. bu durumun sebebi ise ekolojik seri katil ünvanını sonuna kadar homo sapiensler yani bizleriz.

ekolojik seri katil

hacarap
homo sapiens olarak tanımlanan biz insanlara verilebilecek en güzel isimlerden biridir.

adım attığı her yerde o bölgede binlerce yıl var olmuş olan hayvanları katleden, endemik bitkilerin yok olmasına sebep olan insan için bu sıfattan daha güzeli bulunamazdı bence.

(bkz: diprotodon)
(bkz: mamut)

mamut

hacarap
insanlar yaşam alanlarına ulaşmadan önce binlerce hatta milyonlarca yıl yaşamlarını sürdürmüş olan büyük memeli hayvanlardandır.

insanlarla tanıştıktan sonra 3-5 bin yıl içinde nesilleri tükenmiştir.

(bkz: ekolojik seri katil)

üçüncü dünya savaşı

hacarap
Hindistan'ın Keşmir'i işgali üzerine bir de asker yerleştireceğini bildirmesinden sonra iyice yaklaştığı belli olan savaştır. Pakistan da boş durmayacağını açıklamıştır.

Ortadoğu her zamanki gibi. çin ABD'ye, abd Rusya'ya, rusya geri kalana sonra hepsi birbirine kafa tutuyor.

yarın öbür gün Azerbaycan ya da Ermenistan aynı tavrı karabağ üzerinde sergilerse , üstüne bir de golan tepelerine İsrail konarsa (ki galiba o adımları atıyor) başımız baya ağrıyacak gibi.

keşmir

hacarap
Hindistan'ın en kuzeyinde olup özel bir statüye sahip olan eyaletdir.

Hindistan keşmirin kendisine ait olduğunu iddia eder, Pakistan da aynı şeyi söyler. mesele uluslarası alanlara kadar taşınmıştır sonuçta mevcut hali ile ülkesiz ve askersiz olarak özerk bir durumda bulunmasına karar verilmiştir.

ancak geçtiğimiz günlerde Hindistan bölgeye asker sevkiyatı yapacağını duyurmuştur. bu olaya Pakistan da "yiyorsa bizim elimizde armut toplamıyor" tarzında bir cevap vermiştir.

üçüncü dünya savaşının arifesinde olur böyle şeyler dememek lazım zira 3. savaş ilk ikisini mumla aratacak.

tatilden dönüp işe gidilen ilk gün

hacarap
iğrenç ve uzun ve sıkıcı bir kara yolu yolculuğunun ardından gelmişse hiç de güzel olmayan gündür.

İstanbul'da bir kişinin hayatını kaybettiği sel felaketine neden olan yağmurun uzantısını bolu, sakarya, düzce ve Kocaeli de trafikte yaşayan birisi olarak yazıyorum bunları. 7,5 saatlik yol 14 saatte bitti. navigasyon acayip yerlere soktu. yağmur ve fırtına ve sis içinde acayip bir deneyim yaşadım. çok yoruldum sözlük.

seçimle iş başına gelen yetkilileri görevden almak

hacarap
an itibari Diyarbakır, mardin ve Van'da gerçekleşen durumdur.

haberlere göre içişleri bakanlığı ilgili belediye başkanlarını pkk/kck ile ilişkisi ya da desteği olduğu gerekçesi ile görevden almış. hatta belediyelerden birinde gelen valinin ilk işi makama rte'nin fotoğrafını astırmış. geçmiş dönemde kayyumları yaşayan bölge halkı benzer durumla yine karşılaşmıştır.

şimdi merak edilen İstanbul ve ankara için de benzer şeyler yapılacak mı? buradaki belediye başkanlarının kimlerle ilişkileri olduğu söylenecek. göreceğiz.

hubyar sultan dergahı

hacarap
Almus barajının etrafını dolanarak ve dağları yararak ulaşılan gündüz yanan, gece donan bir köyde kurulmuş olan türbe / ziyaret yeridir.

geçtiğimiz hafta (kurban bayramı) ziyaret etme fırsatını bulduğum yer. müthiş kalabalık bir yer. arabalar dahi neredeyse üst üste binmiş şekilde duruyor. ben geceden gittim. arabayı park edip bizi karşılayan teyzenin (dediklerine göre türbenin görevlilerinden biriymiş) gösterdiği yerde konakladım. teyze sıcak kanlı, ilgili ama oğlu için aynı şeyi söyleyemem. çok soğuk ve itici duruyor. sobamız yakıldı. diğer konakladığım yerlere göre hiç temiz bir yer değil ama sonuçta misafir perverlik güzel.

sabah erkenden (saat 05,30 civarı) kalkıp gün ışığında köyü gezdim. türbe pek bakımlı değil. yani çoğu yerdeki şaşaalı ziyaret yerlerinin yanında çok virane görünüyor. türbenin içinde de kurban kesim yerleri var. benim kaldığım yer ile türbe arasında bir ev var. kaldığım yerin arkasındaki küçük bir arsada da kurbanlar kesiliyor. ve burasının pek de temiz olduğu söylenemez.

bakkaldan bir nescafe alayım dedim. bakkal dualarla açtı kapıyı, üzerinde 75 kuruş yazan kahveyi 2 tl ye sattı.

aklınıza kim gelirse "dede" olmuş bu köyde. bakkal dede, kurbancı dede vb. yani herkes bu sıfatı kullanma derdinde.

saat 9-10 civarında türbenin önüne jandarma geldi. işte bu gördüğüm görebileceğim en absürd, en saçma şeydi. temizlik, bakımsızlık bir yere kadar ama bir türbenin önünde hele hele alevi dergahının kapısında jandarmanın beklemesi hem hubyar Sultan'a hem de oraya ziyarete gelenlere yapılmış çok büyük bir haksızlık hatta çok büyük bir hakarettir. oralarda yetkili biriymiş gibi duran birine "bu jandarma da nedir?" diye sordum. "güvenlik için" dedi. Sivas Banaz'da pirsultanı, Tokat'ta Çeltek'i ve Kaygusuz abdalı ve daha bir sürü ziyaret yerini görmüş biri olarak hubyarın kapısında jandarma görmek beni çok üzdü.

köyde bu durum olurken bazılarının grup grup köyün çıkışına doğru gittiğini görüp peşlerine takıldım. küçük bir turun ardından köyün arka tarafında sersem çeşmesi diye bir yere vardım. orada da kurban kesme alanları oluşturulmuş. ama etraf yine pislik. ama bu pislik ziyaretçilerin pisliği yedikleri çikolataların kapları dahi ortalıkta.

tekrar türbenin oraya döndüğümde jandarmanın bir genç için "alın bunu alın alın alın" dediğini duydum. aldılar, araca bindirip bir süre sonra bıraktılar. anladım ki maksat korku vermek. kime ne diye korku veriyorlar bilmiyorum ama bu jandarma olayı bana çok dokundu. sonra birisi köyde ayrılık var, türbenin etrafındakilerle diğerleri egemenlik mücadelesinde o nedenle türbeye yakın olanlar muhtarı da kullanarak bu önlemi almışlar. iyi ama böyle saçmalık mı olur. kim kimden korkuyor, kim kime karşı tepkili?

uzatmayayım. oraya gidecek olanlar (mevsim farketmeksizin) geceleri çok soğuk olduğunu unutmasın yanlarına mutlaka mont alsınlar. arabada kalacaklar bir de battaniye alsın.

unutmadan yol üzerindeki hesleri de gördüm. doğanın nasıl katledildiğini de.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol