confessions

hacarap

Yönetici  · 25 Ekim 2018 Perşembe

  1. toplam anlam 414
  2. takipçi 1
  3. puan 783

turhan çömez

hacarap
balıkesir Bandırma'da doğan doktor.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezunu. eski adıyla Vakıf Gureba Hastanesi'nde görev yaparken yolu Tayyip Erdoğan'la kesişti. daha sonra rte'nin en yakınlarından biri oldu. AKP'nin kuruluşunda yer aldı. rte'nin özel kalem müdürlüğü ve danışmanlığı görevlerini üstlendi. 2002 seçimlerinde Balıkesir'den milletvekili seçildi. 2007'ye kadar parti içerisindeki bütün olumsuzluklara müdahale etti. Partinin kuruluş ilkelerinden uzaklaştığını düşünüyordu. 2007'de teklif edilmesine rağmen yeniden milletvekili adayı olmayıp 2008'in Nisan ayında AKP'den istifa etti. 2008 temmuz ayında adı Ergenekon davasına adı eklendi. Hakkında yakalama kararı çıkarıldığında İngiltere'de dil eğitimi alıyordu. Türkiye'deki evi basıldı, arama yapıldı. o dönemde Türkiye'ye gelmedi. Temmuz ayında Ergenekon kumpasından beraat etti. 30 Ağustos'ta Türkiye'ye döndü.

kızıldere

hacarap
adı Ataköy olarak değiştirilmiş belde, ya da belediye.

yazılanların düşündürdüğü gibi küçük bir köy değildir. yolları bakımlı, temiz bir yer. birbirine yakın ve nispeten yeni sayılan camiler de dikkat çekiyor. sık ve çok olmasa da çarşaflı kadınlar, sarıklı sakallı erkekler yürüyüşe çıkmış.

oraya kadar gitmişken mahir çayan ve yoldaşlarının katledildiği evi görmeden dönmek olmaz. bakkala sordum evi. o ana kadar güler yüzlü 30 lu yaşlarında olan bakkalın suratı değişiyor. asık suratlı biri olup çıkıyor. "şurda 1 km çıkın sağda" diyor. 1 km çıktık evet kızıldereye gelmiştik. bir evin duvarında kocaman ve büyük harflerle "Kızıldere" yazıyor. bulamadık evi. bir kadın gördüm ve sordum. "merhaba mahir'lerin evi buralarda mı?" buyrun dedi kadın önümüzden yürüdü bize evi gösterdi. evde yaşayan varmış. o zamanlar ki sahibinin torunları oturuyormuş. normalde kapıyı çalıp sohbet ederdim ama ne diyecektim ki evde oturanlarla....

ev tadilattan geçmemiş, kurşun izleri hala duruyor deniliyordu ki benim gördüğüm ev baya baya tadilattan geçmiş. yapılmış. çatısında güneş enerjisi falan var. yani öyle harabe, delik deşik bir evle karşılaşmazsınız.

katliam evinin olduğu bölgedeki insan profili ile merkezdeki profilin bu kadar farklı olması aslında pek şaşılacak bir şey değil. bakkalın kızgın tavrı da öyle. bize evi gösteren kadının tavrı da. evden çıktığımızda şehre doğru genel bir baktım. benim fotoğraflarda gördüğüm yer değil. gelişmiş bir şehir. çok ilgilenilmiş bir şehir. bir belde, bir belediye.

halkı da dönüşmeye başlamış bir yer.

milliyet gazetesi

hacarap
acınacak hale gelmiş olan gazetedir.

benzin ve motorine gelen zamma zam diyemeyecek kadar. bence o haberi hepten geçselerdi daha iyi olurdu. hep böyle kuşlar çiçekler falan.

https://odatv.com/koca-milliyet-ne-hale-geldi-26081955.html

melik duyar

hacarap
hafıza konusunda türkiye de bir kuşağın aklına gelen ilk isim.

çocukken kendisini uzaylı sanan tek kişi herhalde ben değilim. müthiş bir zekaya sahip kişi. hafıza teknikleri ile alakalı eğitimler veriyor, setler satıyordu.

şimdilerde ankarada benzer konuda bir kuruluşun sahibiymiş.

dilek tunca

hacarap
bir çok sağlık kuruluşunda insanlara sus işareti yapan hemşiredir.

aslında kendisi hemşire değil fotomodelmiş. düşününce yapılan hareket mantıklı. her neyse. şimdilerde izmir'de yaşadığı söylenen dilek hanım insanlığa hastalığı hatırlatsa da bir dönemin en unutulmaz siluetlerinden biridir.

izmir'de 53 saatte söndürülen orman yangını

hacarap
pazar günü öğle saatlerinde başlayan ve 53 saat boyunca devam eden yangındır.

yangın söndürme uçakları bozukmuş. o nedenle müdahale edilememiş.

özel kuruluşlardan kiralansaydı diyeceğim çok pahalıymış.

Yunanistan'daki yorman yangınını hatırlıyor insan. ne hava atmıştık uçağa ihtiyacınız varsa gönderelim diye değil mi?

yanan her bir ağaç bir çocuğun nefesidir. çocukların nefesi ile oynamadan acilen zarar giderilmeli topraklar yeşermelidir.

ormanımız var ki yangınımız oluyor

hacarap
izmir'de 53 saatte söndürülen orman yangınının ardından OGM Müdür Yardımcısı Mehmet Çelik'in söylediği sözdür.

bu şahsın evine hırsız girdiğinde "paran var ki çalınıyor" deme olasılığı yüksektir bence ya da evi yansa "evin var ki yanıyor" diyebilir.

bu yangında bozuk olduğu söylenen thk uçaklarını attık hafızaya, bir iddia olarak söylenen kiralık yangın söndürme uçaklarının saatinin 100.000 tl olması bu nedenle kiralanmadığını da attık.

hubyar sultan dergahı

hacarap
Almus barajının etrafını dolanarak ve dağları yararak ulaşılan gündüz yanan, gece donan bir köyde kurulmuş olan türbe / ziyaret yeridir.

geçtiğimiz hafta (kurban bayramı) ziyaret etme fırsatını bulduğum yer. müthiş kalabalık bir yer. arabalar dahi neredeyse üst üste binmiş şekilde duruyor. ben geceden gittim. arabayı park edip bizi karşılayan teyzenin (dediklerine göre türbenin görevlilerinden biriymiş) gösterdiği yerde konakladım. teyze sıcak kanlı, ilgili ama oğlu için aynı şeyi söyleyemem. çok soğuk ve itici duruyor. sobamız yakıldı. diğer konakladığım yerlere göre hiç temiz bir yer değil ama sonuçta misafir perverlik güzel.

sabah erkenden (saat 05,30 civarı) kalkıp gün ışığında köyü gezdim. türbe pek bakımlı değil. yani çoğu yerdeki şaşaalı ziyaret yerlerinin yanında çok virane görünüyor. türbenin içinde de kurban kesim yerleri var. benim kaldığım yer ile türbe arasında bir ev var. kaldığım yerin arkasındaki küçük bir arsada da kurbanlar kesiliyor. ve burasının pek de temiz olduğu söylenemez.

bakkaldan bir nescafe alayım dedim. bakkal dualarla açtı kapıyı, üzerinde 75 kuruş yazan kahveyi 2 tl ye sattı.

aklınıza kim gelirse "dede" olmuş bu köyde. bakkal dede, kurbancı dede vb. yani herkes bu sıfatı kullanma derdinde.

saat 9-10 civarında türbenin önüne jandarma geldi. işte bu gördüğüm görebileceğim en absürd, en saçma şeydi. temizlik, bakımsızlık bir yere kadar ama bir türbenin önünde hele hele alevi dergahının kapısında jandarmanın beklemesi hem hubyar Sultan'a hem de oraya ziyarete gelenlere yapılmış çok büyük bir haksızlık hatta çok büyük bir hakarettir. oralarda yetkili biriymiş gibi duran birine "bu jandarma da nedir?" diye sordum. "güvenlik için" dedi. Sivas Banaz'da pirsultanı, Tokat'ta Çeltek'i ve Kaygusuz abdalı ve daha bir sürü ziyaret yerini görmüş biri olarak hubyarın kapısında jandarma görmek beni çok üzdü.

köyde bu durum olurken bazılarının grup grup köyün çıkışına doğru gittiğini görüp peşlerine takıldım. küçük bir turun ardından köyün arka tarafında sersem çeşmesi diye bir yere vardım. orada da kurban kesme alanları oluşturulmuş. ama etraf yine pislik. ama bu pislik ziyaretçilerin pisliği yedikleri çikolataların kapları dahi ortalıkta.

tekrar türbenin oraya döndüğümde jandarmanın bir genç için "alın bunu alın alın alın" dediğini duydum. aldılar, araca bindirip bir süre sonra bıraktılar. anladım ki maksat korku vermek. kime ne diye korku veriyorlar bilmiyorum ama bu jandarma olayı bana çok dokundu. sonra birisi köyde ayrılık var, türbenin etrafındakilerle diğerleri egemenlik mücadelesinde o nedenle türbeye yakın olanlar muhtarı da kullanarak bu önlemi almışlar. iyi ama böyle saçmalık mı olur. kim kimden korkuyor, kim kime karşı tepkili?

uzatmayayım. oraya gidecek olanlar (mevsim farketmeksizin) geceleri çok soğuk olduğunu unutmasın yanlarına mutlaka mont alsınlar. arabada kalacaklar bir de battaniye alsın.

unutmadan yol üzerindeki hesleri de gördüm. doğanın nasıl katledildiğini de.

seçimle iş başına gelen yetkilileri görevden almak

hacarap
an itibari Diyarbakır, mardin ve Van'da gerçekleşen durumdur.

haberlere göre içişleri bakanlığı ilgili belediye başkanlarını pkk/kck ile ilişkisi ya da desteği olduğu gerekçesi ile görevden almış. hatta belediyelerden birinde gelen valinin ilk işi makama rte'nin fotoğrafını astırmış. geçmiş dönemde kayyumları yaşayan bölge halkı benzer durumla yine karşılaşmıştır.

şimdi merak edilen İstanbul ve ankara için de benzer şeyler yapılacak mı? buradaki belediye başkanlarının kimlerle ilişkileri olduğu söylenecek. göreceğiz.
2 /